13 Temmuz 2010 Salı

ÇIĞLIKLARIM


uzun zaman oldu yazmayalı....... Yazdım yazdım sildim hep bu sefer silmeyeceğim

ortak paylaşım alanında nefes almak iyi gelebilir belki bana!!!!!

Nelere oldu hayatımda şu iki aydır diye düşünecek olursam....... Koca bir hiç:(


Neyse söz etmek istediğim şey aslında bu değil sizlerde de olurmu bilmiyorum ama geceleri çığlık çığlığa uyanıyorum son zamanlarda gece 2,30-3,00 ben çığlıklarda hayır bişey değil mahalleye rezil oluyorum!!!!! Karının biri geceleri çığlık atıyor ama niye!!!!! Hımm kesin kocası dövdü...yok yok hırsız girdi eve...hımmmmm.......yok böcek görmüştür......Aslında hiç biri değil.... hatırlamıyorum bile sadece uyandığımda boğazım bağırmaktan acıyor ve gözlerimde yaşlar oluyor...Eşimin sakin ol okşayışlarıyla:)) sakinleşiyorum sonra hade bakalım otur t.v. başına saçmaca bekle uykunun gelmesini!!!!! Sıcaklar zaten bir yandan...Bunun hakkında bir fikri olan varsa paylaşıma açıkım şimdilik hoşçakalın!!!!!

29 Mayıs 2010 Cumartesi

yine bulutlu bir gün .....
yine ağlamaklı yaşanan bir zaman dilimi daha....
içimdeki bu boşluk, nedenini bilmediğim sahipsizlik duygusu...
sevemediğim anlarda yaşama tutunma çabası ama tutunamamak ,
uçurumun kıyısındayken azgın dalgalara kendini bırakma isteği....
tabi bu da geçecek her an-ın geçtiği gibi...
Ama geride kalan bu kırıklar tamir olurmu bilmem...
yada yaralar sarılabilirmi gerçekten?
Sahi en son ne zaman mutluydum ben?
Onu bile hatırlamıyorum işte .....
Nedir sorun sevmek mi? Sevilmemek mi?
Yoksa sevgilerin içine kapanık yaşanışlarında birbirini görememek mi....?
Bu boşluk daha ne zamana kadar sürecek?
Her nefes alışlarda ki buruk yaşam tatları....
Ahh ne zaman bitecek.....!!!!!


25 Mayıs 2010 Salı






ben
düşlerimle dans ettiğimi sanıyordum
meğer
kabuslarım beni kovalıyormuş!!!

21 Mayıs 2010 Cuma

VAKİT VARKEN




Kapkara
Bir kör kuyu
Çıkıyorsa eğilme koynuna
Her bir gölge bir anda sen olursun
Karanlığında kaybolursun
Kapkara, yarınlara
Çıkıyorsa yenilme korkuna
Kendi ayak Sesinden yorulursun
Gecenden de kovulursun
Alışmadan yalnızlığa
Affetmeyi öğren, vakit varken
Geç kalmadan kaybetmeli
Zaferlere ödül yalnızlıktır,yalnızlık


Söz: Mete Özgencil
Müzik: Yusuf Bütünley

20 Mayıs 2010 Perşembe

BEN ŞİMDİ MARTI OLDUM


Siz hiç martı oldunuzmu?? Ben şimdi martı oldum...Geminin güvertesinde rüzgara doğru durmuşum. Başımı gökyüzüne kaldırmış denizin kokusunu alan martıyım ben.Kanatlarımı açıyorum;rüzgar üzerimden geçiyor. Yukarıda ki diğer martılar çığlık çığlığa... Ben sadece dinliyorum... burnumda denizin iyot kokusu kanatlarımda rüzgar... Olduğum yerden kanatlarımı çırpıyorum ağır ağır... ama yok uçuşa hazır değilim henüz durmalıyım. Rüzgar gidiyor vapur dinleniyor ben gitmekle kalmak arasında sıkışıp kalmışım..... Deniz köpük köpük olmuş vapur da gitmeye hazır şimdi... Kıyıda balıkçılar olta atmış ya nasip diye... gitsem kovalarını tırtıklasam günümü kurtarsam küçük istavritle?... İstemiyorum....
Uçmalıyım...
Ve bu son uçuşum olmalı.....
Çırpmaya başladım kanatlarımı evet şimdi uçuyorum kocaman olan herşey yerde şimdi küçücükler... gidiyorum hızlı hızlı kanatlarımı çırpıyorum kalbim küt küt atıyor, rüzgarla dansa başlıyorum... En sevdiğim son dansımı yapıyorum, süzülüyorum...
Yoruldum.....
Şimdi en yüksekten kendimi boşluğa bırakıyorum ama kanatlarım açık değil düşüyorum... yakınlaşıyor yerdekiler.... Diğer kuşlar bağırıyor çırp kanatlarını diye hayır kaldırmıyorum bile....
Düşüyorum....
Bu son düşüş belki de.. gözlerimi kaptıyorum ve yere çakılıyorum patttt diye.. Boynumdan ılık ılık kanlar akıyor...Sadece hızlı hızlı nefes alışımı duyuyorum. Kanadımı kaldırmaya çalışıyorum ama yok onu hissetmiyorum. Tüylerim yerlere saçılmış.... Gözlerim yavaş yavaş kapanıyor.... demişdim; bu son uçuşum diye.....

15 Mayıs 2010 Cumartesi

İKİMİZİN ARASINDA


BİR GÜN ŞAYET CAMSIZ ÇERÇEVESİZ PENCERESİZ
BİR GÜN BEN, ÇADIR BEZİ BİR PERDEDEN
GÜNLERİN TOZ-TOPRAK ŞARKISINI ÇIRPARKEN
CANEVİMİN ÖNÜNDEN GEÇERSEN,
BİR GÜN ŞAYET BOYNUMDA YEMTORBASI HAYALLERİM ASILI
BİR GÜN ŞAYET SAMAN ÇÖPÜ BİR SOKAK DİŞLERİM ARASINDA
CANEVİNİN ÖNÜNDEN GEÇERSEM,
ANLATIRIM NASIL NERDE
BİR ULU ÇINARA TAKILI BİR KUYRUKLU YILDIZ
BİR YEŞİL TELAŞTA ÇIRPINAN IŞIĞIMIZ
ANLATIRIM NASIL NERDE..
SONRA EĞİLİR KULAĞINA DERİM: BEKLE
ÇOCUKKEN KAÇIRDIĞIM UÇURTMA DÖNSÜN GELSİN,
HELE ÇARPSIN BU ÇERÇİ YÜKÜ ŞEHİRLERE,
HELE ÜRKSÜN FİNCANCI KATIRLARI!!
-CAN YÜCEL-

12 Mayıs 2010 Çarşamba

SUSMAYA ÇALIŞMAK....


Haykırmak nasıl olur??? İlla böğürerek ağlamak mı yoksa boğazın patlayıncaya kadar bağırmak mı? Ben haykırmayı suskunluğumla yapmak istiyorum..
Sözlerde uzak düşüncelerde yakın olan her şey vicdanımızla yüreğimiz arasında sıkışıp kaldığı her durumda suskunluk yadsınamaz bir gerçeklik oluyor o anda. Ve suskunluk yüceltiyor adamı…... Sakinlik nasıl bir olgunluktur aslında!!.Keşke her daim telaşsız konuşabilsek karşımızdakiyle….. Peki özellikle biz kadınlar ne yapıyoruz? Her durumda biz haklıyız ya!!! Sürekli cık cık cık konuşup karşımızdakini bezdiriyoruz….. Peki ne oluyor o zaman he hee tabi ki biz haklı oluyoruz!!!! Ama hiçbir zaman madalyonu çevirip diğer tarafına bakmıyoruz….. Tartışma esnasında hangimiz ya da kaçımız bir an bile olsa kendini karşı tarafta hissedip ona göre konuşuyor?… Kaçımız karşı taraftan özür diliyoruz? Haklı olup olmamak çok önemli değil bence….. Önemli olan konuşabilmek durumu ortaya çıkartıp tartışılan konuyu iyileştirebilmek… Hangimiz yapabiliyor bunu? Ben yapamıyorum :( Bilen varsa bana da öğretsin olurmu? Ve en kötüsü: en son söylenecek cümleyi en başta söylemek …. Bu durum o an ki tartışmayı hararetlendirmekten başka hiçbir şey yapmıyor. Olay daha da kördüğüm olarak kendini açığa çıkartıyor…..
Eğer aramızda şu durumda olan birileri varsa hadi durmayın gidin barışın haklı olsanız dahi kavgayı sona erdirmek için susup tartışmayı hoşgörüyle ortadan kaldırın…… Bunun için sadece bir öpücük yeterli olmaz mı sizce?